Kripto Dolandırıcılığında Kiralık Banka Hesabı Sahibinin Sorumluluğu – 2026

Dijitalleşen dünyada finansal yatırımların şekil değiştirmesi, maalesef dolandırıcılık yöntemlerinin de evrilmesine ve çok daha karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. Geçmiş yıllarda “Çiftlik Bank” gibi fiziki temalara veya tarım/hayvancılık maskelerine dayanan klasik saadet zincirleri (Ponzi sistemleri), günümüzde yerini dijital dünyaya, sözde kripto para borsalarına, bulut madenciliği platformlarına ve yapay zeka destekli al-sat (arbitraj) botlarına bırakmıştır. Türkiye’de Thodex süreciyle başlayan büyük çaplı borsa krizleri, günümüzde daha parçalı, organize ve WhatsApp/Telegram “VIP” grupları üzerinden yürütülen operasyonlara dönüşmüştür.

Bu yeni nesil dijital vurgun sistemlerinde, örneğin son dönemde kamuoyuna da sıkça yansıyan coirna dolandırıcılık vakalarında ve türevi platformlarda, suç şebekelerinin en temel ve hayati problemi “paranın izini kaybettirmektir.” Yurt dışında, genellikle Asya veya Doğu Avrupa ülkelerinde bulunan asıl failler, mağdurlardan topladıkları parayı doğrudan kendi adlarına açılmış banka hesaplarına almazlar. Bunun yerine Türkiye’de yerleşik üçüncü şahısların banka IBAN numaralarını veya elektronik para hesaplarını kullanırlar. Peki, bu devasa para aklama mekanizmasına bilerek veya bilmeyerek alet olan kiralık banka hesabı sahibinin hukuki ve cezai sorumluluğu nedir?

Kiralık Banka Hesabı Sistemi Nasıl İşler?

Dolandırıcılar, genellikle sosyal medya platformları üzerinden “Evden çalışarak para kazan”, “Sadece IBAN numaranı kullandırarak gelen paranın %10’unu komisyon olarak al” veya “Yatırım şirketimiz için finansal aracı aranıyor” gibi ilanlar vererek özellikle öğrencileri, ev hanımlarını veya maddi zorluk çeken kişileri ağlarına düşürürler. Hesap sahibi, hesabına giren ve çıkan paradan risksiz bir şekilde komisyon aldığını zannederek aslında devasa bir suç örgütünün para aklama aracısı haline geldiğinin farkında dahi olmaz.

Sadece coirna platformunda değil, sahte görev yapma siteleri ve türevi tüm Ponzi sistemlerinde mekanizma birebir aynı işler. Mağdur yatırımcı, uygulamadaki sanal bakiyesini artırmak için sisteme para yatırmak istediğinde, parayı resmi bir şirkete veya bilinen bir kripto borsasına değil; Türkiye’deki hiç tanımadığı bir kişinin veya yeni kurulmuş bir paravan limited şirketin IBAN numarasına gönderir. Dolandırıcılar, bu kiralık hesaba gelen parayı dakikalar içinde kripto paraya (genellikle izi sürülemeyen USDT veya benzeri sabit coinlere) çevirerek yurt dışındaki soğuk cüzdanlarına kaçırırlar.

Hesap Sahibinin Ceza Hukuku Kapsamındaki Sorumluluğu

Kendi banka hesabını komisyon karşılığında başkalarına kullandıran kişilerin adli merciler önündeki ilk ve en yaygın savunması istisnasız olarak “Benim hiçbir olaydan haberim yoktu, dolandırıcılık yapıldığını bilmiyordum, sadece hesabımı kullandırdım” şeklindedir. Ancak hem güncel hem de yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve ceza hukuku genel prensiplerine göre bu savunma, hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu için hesap sahibini cezai sorumluluktan kurtarmaz.

Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen Nitelikli Dolandırıcılık (TCK md. 158/1-f) suçunda, paranın aktarıldığı hesap sahibi de suça iştirak etmiş (yardım eden veya duruma göre asli fail olarak) kabul edilir. Bir kişinin, hiç tanımadığı insanlardan gelen yüksek meblağlı paraları komisyon karşılığında başka hesaplara veya kripto cüzdanlara aktarması, suç işleme kastının varlığına karine teşkil eder. Ayrıca bu kişilerin eylemleri, sadece dolandırıcılıkla kalmayıp, şartları bulunuyor ise Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama (TCK Md. 282) suçunu da oluşturabilir. Bu sebeple coirna şikayet veya benzeri platformlara yönelik savcılık süreçleri başlatıldığında, savcılık makamı doğrudan paranın transfer edildiği bu hesap sahiplerini şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırır ve haklarında kamu davası açar.

Mağdurun Zararının Tazmini: Hukuki Süreç ve Görevli Mahkeme

Dolandırılan yatırımcılar için faillerin ceza alması önemli olsa da, asıl ve en yakıcı hedef giden paranın geri alınabilmesidir. Asıl şebeke yöneticileri yurt dışında ve ulaşılamaz olsa dahi, mağdurun parasını kendi elleriyle transfer ettiği IBAN sahibi Türkiye’dedir, kimliği bellidir ve adresine kolaylıkla ulaşılabilir.

Son günlerde coirna mağdurları ve türevi sahte platform kullanıcıları tarafından ofisimize yöneltilen en sık soru “Dolandırıcılar yurt dışında, ben paramı kimden isteyeceğim?” olmaktadır. Hukuken, hesabına para gönderdiğiniz o üçüncü şahsa karşı Asliye Hukuk Mahkemelerinde Sebepsiz Zenginleşme (TBK md. 77) veya Haksız Fiil (TBK md. 49) hükümlerine dayalı alacak davası açma hakkınız bulunmaktadır. Yine eğer parayı üçüncü şahsın yahut paravan bir şirketin kripto hesabına kripto para olarak göndermişseniz bu durumda savcılık makamınca bu kayıtların dosyaya kazandırılmasını talep etmeniz süreciniz açısından faydalı olacaktır.

Hesap sahibi hukuk mahkemesindeki davada, “Ben parayı çektim, kriptoya çevirip tanımadığım kişilere gönderdim, bende para kalmadı” diyerek tazminat sorumluluğundan kesinlikle kurtulamaz. Banka hesabı kendi adına olduğu için, o hesaba giren haksız yatırımdan şahsen ve tüm malvarlığı ile müteselsilen sorumludur.

İhtiyati Haciz Kurumunun Önemi ve Atılması Gereken Adımlar

Bu noktada mağdurların hukuki sürecinde en kritik hukuki kurum, ihtiyati haciz kurumudur. Dava açılmadan önce veya dava ile birlikte, kiralık banka hesabı sahibinin mal kaçırmasını (üzerindeki ev, araba veya banka hesaplarını başkasına devretmesini) engellemek amacıyla mahkemeden ihtiyati haciz kararı talep edilmelidir. Böylece davanın sonunda verilecek hükmün infaz kabiliyeti (paranın fiilen tahsil edilebilirliği) güvence altına alınmış olur.

Sonuç

Özetle; kripto dolandırıcılığı vakalarında paranın izini sürmenin en etkili yolu, Türkiye’deki yerel banka hesaplarına ve yine kripto aracılarının kayıtlarına odaklanmaktır. Mağduriyetin anlaşıldığı ilk an, zaman kaybedilmeden savcılığa suç duyurusunda bulunulmalı ve söz konusu aracı hesaplara derhal bloke konulması talep edilmelidir. Şartları mevcut ise eş zamanlı olarak asliye hukuk mahkemelerinde açılacak tazminat davaları ve bu davalarda öne sürülecek ihtiyati haciz talepleri, zararın giderilmesi için atılacak en güçlü hukuki adımdır. Telafisi güç hak kayıpları yaşamamak adına tüm bu teknik ceza ve özel hukuk sürecinin, bilişim ve tazminat hukuku alanında tecrübeli bir avukat aracılığıyla yürütülmesi son derece önemlidir. Sizin de konuya ilişkin başkaca sorularınız varsa ofisimizle doğrudan iletişime geçebilirsiniz.